HuzuraDogru
Dini Bilgiler
 İman-İtikat
 Namaz
 Namaz Sûreleri
 Gusül
 Abdest
 Oruç
 Zekat
 Hac
 Kurban
 Ahlâk
 Evlilik ve Aile
 Kur'ân-ı Kerim
 Peygamberimiz
 Peygamberler
 Eshab-ı Kiram
 Alimlerin Hayatı
 Mübarek Günler
 Dualar
 
Sözlük & Ansiklopedi
· Dini Terimler
· Sağlık Ansiklopedisi
· Evliyalar Ansiklopedisi
· İsimler Sözlüğü
· Sağlık Sözlüğü
 
Hayatın içinde
 Hikaye
 Masal
 Tarih
 Şiir
 Fıkralar
 
Günün Sözü
 
Namaz Vaktileri
 
Arama


 
Feyz gelmesinin alameti


Yazar Adı: Mehmet Ali Demirbaş

Yazar İletişim: mehmetali.demirbas@tg.com.tr

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Büyüklerin kendileri, kabirleri, sözleri, kitapları, eşyaları feyz kaynağıdır; hatta ellerini değdirdikleri taştan bile, kıyamete kadar feyz yayılır. Feyz geldiği şu yollarla anlaşılır:

1- Feyz gelmişse, Allahü teâlâ, onu küfürden korur.
2- Haramlardan uzaklaştırır.
3- Dünyadan soğutur.
4- Büyükleri, salih kimseleri sevdirir.
5- Ölümü sevdirir, ölüme karşı hasret duymaya başlar.

İşte bunlar varsa, feyz geliyor demektir. Feyz, insanı küfürden koruduğu gibi, evliyalığa kadar da götürür. Eğer haramlardan, günahlardan soğumuyorsak, dünya hırsı aynen devam ediyorsa, feyz alamıyoruz demektir.

Bu da iki sebepten olur: Ya gittiğimiz zat noksandır. Gittiğimiz, görüştüğümüz veya kabirdeki zat, bu işe ehil biri değildir; çünkü noksandan fayda gelmez. Yahut da, gelen feyzi alamıyoruzdur.

Gelen feyzi almamıza engel de şudur: Bir büyük günaha devam ediliyordur; çünkü günah engeldir. O zaman, hemen o zatı reddetmemeli, kusuru herkes kendinde aramalı, bütün günahlara istiğfar etmeli. Devamlı tevbe etmeli ki, bu kapı açılsın. Yağmur geliyor; fakat kapta birikmiyor. Kap boş. Yağmur suyu akıp gidiyor.

Kabın dolması için, iki ana musluğa ihtiyaç vardır. Biri istiğfar, biri de tevazu; çünkü su, dağlardan ovalara akıyor. Hiçbir su yukarı doğru akmaz. İstiğfar edildiği halde bir şey hâsıl olmuyorsa, orayı terk etmeli. Feyz gelmesi için şart, salih insanlarla beraber bulunmaktır. Feyz geldiğinin alameti, günah işlememektir. Feyzin kesildiğinin alametiyse günahlara dalmaktır.

Allahü teâlâ, rızasını Müslümanların rızasına bağlamıştır. Onlar razı olursa, Allahü teâlâ da razı olur. Mesela, ana baba evladından, kocası hanımından, âmiri memurundan, hocası talebesinden razı olursa, Allahü teâlâ da, büyük zatlar da, o kimselerden razı olur. Razı olmak, memnun olmak demektir. Allahü teâlâya kavuşturan en kestirme yol, insanların duasını almaktır. Güzel ahlak demek, onlarla iyi geçinip, iyilik ederek, insanların duasını almak demektir.

Evliyanın sohbetinde, kalb rahatlar ve insanı uyku basar.
Dinin emir ve yasaklarını anlamak başka şeydir, öğrenmek başka şeydir. Mesela kul hakkını öğrenen kimse, ben kimin kalbini kırdım, kimin malını aldım diye düşünmekten, bir an olsun ayaklarını uzatıp yatamaz.

İslamiyet, her safhasıyla, ahlâkıyla, itikadıyla, ameliyle yaşanan bir dindir. Hepsi bulunursa, tam olur; yoksa kişinin dini eksik olur. Hepsi yapılamazsa da, yapılabilen az kısmını elden kaçırmamaya çalışmalıdır.
 


Okunma: 762
SON 10 Yazisi
Gerçek sevgi
Kendini tanımak için
İbadet ve ihtiyaç
Elini boş tutabilmek
Bayramda yapılacak işler
Şevval ayında [bu ayda] oruç
Özürsüz oruç yememeli
Göz insanı yanıltır
Âlemlerin çeşitleri
Sağa ve teke riayet
 
En çok okunan

Mehmet Ali Demirbaş:
İstişare nedir?



   

   

   Köşe Yazılarına Dön

 
Tarih içinden