Nimetlerin ihsanların en büyüğü
|
Sual: Allah’ın en büyük ihsanı hangisidir?
CEVAP
Allahü teâlânın, insanlara olan nimetlerinin, ihsanlarının en büyüğü,
Peygamberler göndermesidir. Peygamberler göndererek, razı olduğu ve razı
olmadığı şeyleri bildirmiştir. Peygamberler, fen bilgilerini öğretmediler. (Bunları
akıl ile araştırınız, bulunuz, faydalı işlerde kullanınız) dediler.
Kendileri de, kendi zamanlarında bilinen fen vasıtalarını yaptılar ve
kullandılar. Daha fazlasını ve yenilerini yapmakla uğraşmadılar. Bunları yapmayı
başkalarına bıraktılar. Kendileri, Allahü teâlânın bildirdiği dini yaymaya,
öğretmeye uğraştılar.
Eshab-ı kiram, bir gün Peygamber efendimize sordu:
- Yemen’e gidenlerimiz, orada hurma ağaçlarını, başka türlü aşıladıklarını ve
daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medine’deki ağaçlarımızı babalarımızdan
gördüğümüz gibi mi aşılayalım, yoksa, Yemen’de gördüğümüz gibi aşılayıp da, daha
iyi ve daha bol mu elde edelim?
Resulullah efendimiz, bunlara şöyle diyebilirdi:
(Biraz bekleyin! Cebrail aleyhisselam gelince, ona sorar, anlar, size
bildiririm) veya, (Biraz düşüneyim. Allahü teâlâ, kalbime doğrusunu bildirir.
Ben de, size söylerim.)
Fakat böyle demedi ve şöyle buyurdu:
- Tecrübe edin! Bir kısım ağaçları, babalarınızın usulü ile, başka ağaçları
da, Yemen’de öğrendiğiniz usul ile aşılayın! Hangisi daha iyi hurma verirse, her
zaman o usul ile yapın!
Yani fennin esası olan tecrübeye güvenmeyi emir buyurdu. Kendisi meleklerden
anlar veya mübarek kalbine elbette doğar idi. Fakat, dünyanın her tarafında,
kıyamete kadar gelecek Müslümanların, tecrübeye, fenne güvenmelerini işaret
buyurdu.
Eğer Peygamberler gönderilmeseydi, akıl, Allah’ın varlığını anlayamaz, Onun
büyüklüğünü kavrayamazdı. Nitekim, kendilerini akıllı sanan eski Yunan
filozofları, Allahü teâlânın varlığını anlayamadılar, Yaratanı inkâr ettiler.
Nemrut ve Firavun gibi birçok kimse de, ilahlık iddiasında bulunmuştu. Demek ki,
insanların kısa akılları, bu en büyük nimeti anlayamıyor, Peygamberler
bildirmedikçe, sadece akılları ile bu sonsuz saadete kavuşamıyor.
İslamiyet’te aklın ermediği şeyler çoktur. Fakat, akla uymayan bir şey yoktur.
Ahiret bilgileri ve Allahü teâlânın beğenip beğenmediği şeyler ve Ona ibadet
şekilleri, eğer aklın çerçevesi içinde olsalardı ve akıl ile doğru olarak,
bilinebilselerdi, binlerce Peygamberin gönderilmesine lüzum kalmazdı. İnsanlar,
dünya ve ahiret saadetini kendileri görebilir, bulabilirdi ve Allahü teâlâ, hâşâ
Peygamberleri boş yere ve lüzumsuz göndermiş olurdu. Hiçbir akıl, ahiret
bilgilerini bulamıyacağı, çözemiyeceği içindir ki, Allahü teâlâ, her asırda
dünyanın her tarafına, Peygamber göndermiş ve en son ve kıyamete kadar
değiştirmemek üzere ve bütün dünyaya, Peygamber olarak, Muhammed aleyhisselamı
göndermiştir.
Bütün Peygamberler, akıl ile bulunacak dünya işlerine dokunmayıp, yalnız bunları
araştırmak, bulup faydalanmak için çalışmayı emir ve teşvik buyurmuş, kendileri
dünya işlerinden her birinin, insanları ebedi saadete ve felakete nasıl
sürükleyebileceklerini anlatmış ve Allahü teâlânın beğendiği ve beğenmediği
şeyleri açık olarak bildirmişlerdir.
Copyright © HuzuraDogru
Yayinlanma:: 2007-01-28 (372 Okunma) [ Geri Dön ] |