Peygamber gönderilmeseydi
|
Sual: Peygamberler olmasaydı insan, Allah’a nasıl ibadet edileceğini,
nasıl şükredeceğini bilebilir miydi?
CEVAP
İnsanları var eden ve varlıkta kalabilmeleri için gereken her nimeti
gönderen, Allahü teâlâdır. İyilik edene şükretmek gerektiğini herkes bilir.
Allahü teâlânın nimetlerine nasıl şükredileceğini bilmek için de, yine
Peygamberler "aleyhimüssalevatü vetteslimat" gerekir. Onların bildirmediği şükür
ve saygı, Ona layık olmaz. Ona nasıl şükür olunacağını, insan bilemez. Ona karşı
saygısızlık olan bir şeyi, şükretmek ve saygı sanabilir. Şükredeyim derken,
saygısızlık yapabilir. Allahü teâlâya nasıl şükredileceği, ancak Peygamberlerin
bildirmeleri ile anlaşılır.
Evliyanın kalblerine doğan (İlham) denilen bilgiler de, Peygamberlere
uymakla hasıl olmaktadır. İlham, akıl ile hasıl olsaydı, yalnız akıllarına uyan
eski Yunan felsefecileri yoldan sapmazlardı. Allahü teâlâyı herkesten iyi
anlarlardı. Halbuki, Allahü teâlânın ve Onun üstün sıfatlarının varlığını
anlamakta, insanların en cahilleri, bu felsefecilerdir. Bunlardan birkaçı,
Peygamberlerden işiterek ve mümin olan tasavvufculardan görerek, riyazet ve
mücahede yapmış, nefslerine sıkıntı vererek onu parlatmışlar, böylece birkaç şey
bulabilmişler ise de nefsin safasının, parlatılmasının ve bu yoldan ele
geçenlerin sapıklık olduğunu anlayamamışlardır.
Kalbi parlatmak, temizlemek gerekir. Kalb temizlendikten sonra, nefs
temizlenmeye başlar. Nurlar önce temiz kalbe girer. Kalb temizlenmeden nefsi
parlatmak, gece düşmanın yağma yapması için, ona ışık yakmaya benzer. Nefsin
yardım ettiği düşman, İblistir. Evet, açlıkla, nefsin istediklerini yapmamakla,
ona sıkıntı vermekle ve akıl ile aramakla da, doğruya ve saadete kavuşulabilir.
Fakat, bu ancak Peygamberlere ve bunların Allahü teâlâdan getirdiklerine
inandıktan sonra mümkün olabilir. Çünkü Peygamberlerin her sözü, yanılmayan
meleklerle bildirilmiştir. Bu bilgilere, şeytan düşmanı karışamaz.
Bu büyüklere uymayanlar ise, şeytanın aldatmasından kurtulamazlar.
Felsefecilerin büyüklerinden olan Eflatun, İsa aleyhisselamın zamanında
bulunmak şerefine kavuşmuştu. Fakat, kaba cahillik yaparak, kendisinin kimseden
bir şey öğrenmeye ihtiyacı olmadığını sandı. O yüce Peygamberin "aleyhissalevatü
vetteslimat" bereketlerinden mahrum kaldı.
Copyright © HuzuraDogru
Yayinlanma:: 2007-01-28 (336 Okunma) [ Geri Dön ] |