Sual: Bir arkadaş, Cennette pişmanlığı en az olanlardan etsin diye dua
etmiş bana. Pişmanlık mahşerde mi olacak, yoksa Cennette mi?
CEVAP
Cennette, üzüntü, sıkıntı, pişmanlık asla yoktur. Hatta monoton hayat bile
yoktur. Birkaç âyet-i kerime meali:
(Cennetin neresine bakarsanız bakın, bol nimet ve büyük saltanat görürsünüz.)
[İnsan 20]
(Mümin olarak salih amel işleyeni, sıkıntısız güzel bir hayat içinde yaşatıp,
yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandıracağız.) [Nahl 97]
(İyi amellerinin mükafatı olarak, insanları memnun edecek neler hazırlandığını
hiç kimse bilemez.) [Secde 17]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, “Salihlere gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve
insanın hatırına gelmeyen şeyler hazırladım” buyurdu.) [Buhari]
(Cennete giren ölmez, ebedi yaşar. Hep mutlu olur, üzülmez, ümitsizliğe düşmez,
elbisesi eskimez ve gençliği gitmez.) [İbni Ebiddünya]
(Cennet ehli, hiç hastalanmaz ve yaşlanmaz; hiç üzülmez ve hep neşeli olur.)
[Müslim]
(Cennetinki hariç, her nimet yok olur. Cehenneminki hariç, her kaygı kesilir.)
[İbni Lâl]
(Ancak Cennete giren rahata, huzura kavuşur.) [İ. Ahmed]
Sual: Dünyada dinsizler ve çeşitli dinlere mensup insanlar var. Bunlar da
son peygamber Muhammed aleyhisselamın ümmeti değil midir?
CEVAP
Evet Peygamber efendimiz bütün milletlere peygamber olarak geldiği için,
müslüman olmayanlara da ümmet denir ise de, kâfirlere tek başına ümmet
dememelidir. Gayri müslimlere ümmet-i davet denir, müslümanlara da
ümmet-i icabet denir. Yani birisi dine davet edilen ümmet, öteki de dini
kabul eden ümmet anlamındadır.
Sual: İsmi güzel olmayanlar hesap günü Arasat meydanında kalacak Cennete
gidemeyecek deniyor, doğru mu?
CEVAP
Doğru değil. Arasat meydanı herkesin toplanacağı yerdir. Hesap bittikten
sonra Cennete veya Cehenneme gönderilir. Kâfirler Cehennemde ebedi kalır.
Sual: Haram işleyen kimsenin namaz, oruç gibi ibadetleri sahih olursa da,
yani borçtan kurtulursa da sevap verilmez deniyor. Mesela içki içen, hırsızlık
eden birinin hiç sevabı olmaz mı?
CEVAP
İbadetlerden hasıl olan sevaplar, günahlarından fazla gelirse sevabı olur.
Ahirette terazi niçin kurulacaktır? Sevaplar günahlar tartılacak, sevabı fazla
gelen kurtulacaktır. Onun için günahı azaltmaya çalışmalıdır.
Sual: Ahirette sevaplarımız günahlarımızdan fazla gelirse direkt Cennete mi
gideceğiz?
CEVAP
Evet
Sual: Sevaplarımızdan az olan günahlarımızın azaplarını çekmeyecek miyiz?
CEVAP
Evet çekmeyeceğiz. Her günahtan sorguya çekileceğiz, ama sevaplar fazla
gelirse direkt Cennete, sevaplar az gelirse, o zaman peygamberlerin, âlimlerin,
şehidlerin, Kur’an-ı kerimin ve daha başkalarının şefaati ile yine direkt
Cennete gideceğiz. Şefaate kavuşamazsak, günahlarımızın cezasını elbette
çekeceğiz.
Sual: Ahirette herkes, bütün insanlar 30 yaşında oluyorlarmış. Mesela 60
yaşında ölen adam 30 yaşında olacak. 21 yaşında ölsem ben de 30 yaşında mı
olacağım?
CEVAP
Herkes 30 değil, 33 yaşında olacaktır. Siz de 33 yaşında olacaksınız.
Sual: Ölünce Cennete evli olarak gidenlere huri verilecekmiş, bekâr
olanlar ne oluyor?
CEVAP
Dünyadaki evlilikler sona eriyor. Yani herkes oraya bekâr olarak gidiyor.
Evli gittiği halde eşi imansız olarak ölmüşse Cehenneme gider ve ebedi orada
kalır.
Cennet ehlinin hepsine hizmet edecek huriler, gılmanlar verilecektir. Bekâr
kimse kalmayacaktır.
Sual: Cennette şarap içilecekmiş, bunu anlamadım, nasıl oluyor?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde Cennet ehli için, orda, (Tertemiz şarap içerler)
buyuruluyor. (İnsan 21)
Cennet ehline verilecek "Şeraben tahura" diye buyurulan "Temiz şarap"tan
maksat, temiz bir içecektir. Türkçesi şurup, meşrubat demektir.
Alkollü olan şarap ile, rakı ile bir alakası yoktur. Kur'an-ı kerimde alkollü
şarabın haram olduğu bildiriliyor. (Maide 90)
Sual: Mezardan kalkış nasıl olacaktır?
CEVAP
Herkes mezardan dünyadaki gibi kalkacaktır. Cennet ve Cehenneme girecekleri
zaman başka şekil alacaklardır.
Sual: Hz. Mehdi gelince mezhepleri kaldıracak mı?
CEVAP
Mezhepleri kaldırmayacak, fakat mezheplerin doğru bilgileri unutulacak. Hz.
Mehdi, ictihad edecek, ictihadı Hanefi mezhebine uygun olacaktır.
Sual: Mehdi’nin geleceği ile ilgili hadisi inkâr eden kâfir olur mu?
CEVAP
Diğer hadis-i şerifleri inkâr gibidir.
Sual: Müslüman cinler, Cennette Allahü teâlâyı görecek mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Boynuzsuz koç, boynuzludan hakkını alır hadisi mecaz mı?
CEVAP
Evet mecazidir. Hayvana sual sorulmaz.
Sual: Hesap ne zaman olacak; kabirde mi, mahşerde mi, mizanda mı, sıratta
mı?
CEVAP
Mahşer günü mizanda olacaktır.
Sual: Bir kâfirin, yaşadığı yüz sene içinde işlediği günahlar için sonsuz
olarak Cehennemde kalmasına zulüm diyen Almanlar vardır. Yüz senelik kâfirliğin
karşılığı niçin sonsuz cezadır?
CEVAP
Bunun hikmetini cenab-ı Hak açıkça bildirmemiştir. Bazı âlimler bildiriyor
ki:
Kâfirler, sonsuz yaşasaydı, sonsuz kâfir kalmak niyetinde oldukları için,
küfürlerinin cezası Cehennemde sonsuz azaptır. Bunun için kâfirlere olan ebedi
azaba zulüm denilemez.
Sual: Evliya veya peygamber türbesini öpmek caiz olduğuna göre,
sandukanın ne tarafı öpülür?
CEVAP
Caiz demek yapmalı demek değildir. Yapılırsa günah olmaz demektir. Öpmek
gerekmez. Diğer kabirleri öpmek caiz değildir.
Sual: Canımız sıkılınca ailece kabristana gidiyor, ibret almaya çalışıyoruz.
Gerçi tanıdıklardan gülenler çıkıyor ama iyi de oluyor, biraz kendimize
geliyoruz. Böyle yapmamız uygun mu? Gidince nelere dikkat edelim?
CEVAP
Ölümü hatırlamak, ölüden ibret almak ve ahireti düşünmek için kabir ziyaret
etmek sünnettir. İbret almak için, ölünün çürüdüğü, yanaklarının, dudaklarının
döküldüğü, ağzından pis sular aktığı, karnının şişip patladığı, içine kurtların,
böceklerin dolduğu düşünülür. Böylece kendisinin de aynı hallere düşeceğini
hatırına getirir. Kimseye kötülük düşünmez. İyi bir müslüman olarak yaşamaya
çalışır. Hanefi’de, perşembe, cuma ve cumartesi günleri kabirleri ziyaret etmek
sünnettir. Şafii’de, perşembe günü ikindiden cumartesi günü güneş doğuncaya
kadar ziyaret etmek sünnettir.
Ziyaret edenin, ölü için Kur'an-ı kerim okuması, ona dua etmesi gerekir.
Bunların ölüye faydası çok olur. Kabristana girince, (Esselamü aleyküm ya
Ehle-daril kavmilmüminin! İnna inşaallahü an karibin biküm lahikun) demek
sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir müminin kabrini ziyaret ederken, Allahümme inni eselüke-bi-hurmet-i
Muhammed aleyhisselam en la tüazzibe hazelmeyyit denirse, o ölünün azabı
kıyamete kadar kaldırılır.) [Etfal-ül müslimin]
Evliyayı ziyaret için uzak yere gitmek ve kabirlerini, bereketlenmek, yani
istifade etmek niyetiyle ziyaret etmek müstehaptır. Resulullahın mübarek kabrini
ziyaret etmek, ibadetlerin en kıymetlilerindendir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip olur.) [Bezzar, Dare Kutni,
Taberani]
Ziyaret ederken, kabir etrafında tavaf etmek, kabri öpmek caiz değildir.
Hindiyye’de, ana-babanın kabrini öpmenin caiz olduğu bildiriliyor. Ana-babadan
daha kıymetli olan evliya veya peygamber türbesini öpmek de caizdir. Evliyadan,
şefaat etmesi, Allahü teâlânın vermesine vesile olması istenir.
(Kabirleri ziyaret eden kadınlara Allah lanet etsin) hadis-i şerifi, ağlamayı
yenilemek için kabir ziyaret eden kadınları kasdetmekte olup, bu cahiliyet devri
âdetlerindendir. (Kabirleri ziyaret etmenizi yasak etmiştim, bundan sonra
ziyaret edin; zira size ahireti hatırlatır) hadis-i şerifi, kadınların da
kabir ziyaret edebileceğini göstermektedir. Kadınların, kapalı olarak, fitneye
sebep olmadan, ara sıra kabir ziyaretleri caizdir. (Tahtavi)
Cinlere de fetva vermekle meşhur olan Müfti-yüs-sekaleyn ve Şeyh-ül İslam ibni
Kemalpaşazade hazretleri (Bir işinizde şaşırırsanız ölmüşlerden yardım
isteyiniz) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki:
Ruhun bedene bağlanması, kuvvetli bir aşk ile olmuştur. Ölmek, ruhun bedenden
ayrılması demektir. Ruhun bedene olan sevgisi öldükten sonra da devam eder. Bir
insan, kuvvetli, olgun ve tesiri çok olan bir zatın kabri yanında durup, o zatı
düşünse, o zatın ruhunun, bedenine ve dolayısıyla, o toprağa bağlılığı
olduğundan, bu iki ruh karşılaşır. Gelen insanın ruhu, o zatın ruhundan istifade
eder.
İmam-ı Razi hazretleri diyor ki:
Gelen insanın ruhu ile, kabirdeki zatın ruhu, birer ayna gibidir. Birbirinin
karşısına gelince her birinin ışığı, ötekinde akseder, yansır. Bir zat, öldükten
sonra, ruh âleminden ve rahmet-i ilahiden ona gelmiş olan, ilimler, kuvvetli
eserler, onun ruhundan, ziyarete gelen kişinin ruhuna geçer.
Sual: İnsan suresinin, (Müslümanlar Cennette koltuklara kurulmuş olarak
bulunurlar; orada ne yakıcı sıcak görülür, ne de dondurucu soğuk) mealindeki 13.
âyeti Cenneti anlatmaktadır. Bu âyet Cehennemde ateşin ve dondurucu soğuğun
olduğunu işaret etmiyor mu?
CEVAP
Âyete biz mana veremeyiz. Ancak İslam âlimleri, adı zemherir olan soğuk
Cehennemin olduğunu bildiriyorlar. Kütüb-i sittede bulunan bir hadis-i şerif
meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ ateşe iki defa nefes almaya izin verdi. Biri yazın, biri kışın.
Yazın en şiddetli sıcağı ile kışın zemheri soğuğu onun iki nefesidir.)
[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Nesai]
Sual: Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?
CEVAP
Allahü teâlâya inanan, Onun emir ve yasaklarına riayet eden, hepsini beğenen
kimse yani Müslüman olarak ölen Cennete gider. Bunun tersi olan da Cehenneme
gider. Genelde iyi huylular Cennete, kötü huylular Cehenneme gider. Bir hadis-i
şerif meali şöyledir:
(Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dikkatli dinleyin. Zayıftır,
mazlumdur, güçleri yetmez. Bir şey için yemin ederlerse, Allahü teâlâ, bu
Müslümanların yeminlerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları
da bildiriyorum: Sertlik gösterirler ve kendilerini üstün görürler.)
[Tirmizi, Ebu Davud]
Sual: Şöyle iki hadis var:
(Hiç kimse başkasının günahını çekmez.) [Hakim]
(Ölü, yakınlarının kendisine bağırarak ağlamasından azap duyar.) [Buhari]
Bunlar birbirine zıt değil mi?
CEVAP
İki hadis-i şerif de sahihtir, birbirine zıt değildir. Birinci hadis-i şerif
şu âyet-i kerimenin mealidir:
(Hiç kimse, başkasının günahını çekmez.) [Necm 38, İsra 15]
İkinci hadis-i şerif ise, Kur’an-ı kerimden sonra en sahih kaynak olan Buhari’de
var. Kaynak olarak iki hadis-i şerife de itiraz etmek mümkün değildir.
Bir kimse, ölü için feryat ederek ağlayınca, ölü rahatsız oluyor, sıkıntı
çekiyor. Ama ağlayanın günahını ölü çekmiyor. Ağlayan ölüye sadece sıkıntı
veriyor. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibi ona acı verir.) [Ebu
Davud, İbni Mace]
Bir kimse, ölünün kemiğini kırarsa, ölüye eziyet etmiş olur. Ölü kemiğini
kıranın günahı, ölüye yüklenmiyor. Ölüye eziyet veriliyor. Feryat ederek ağlayan
da ölüye eziyet veriyor. Bu bakımdan iki hadis-i şerif birbirine zıt değildir.
Copyright © HuzuraDogru
Yayinlanma:: 2007-01-28 (450 Okunma) [ Geri Dön ] |