Sual: “Ben hem Mehdiyim, hem de Resulüm [yani Peygamberim]. 14 asırdan
beri İslam âlimlerinin ittifakla bildirdikleri bütün farzlar değişmiştir.
Şimdiye kadar gelen bütün İslam âlimlerinin bildirdiklerinin hepsi yanlıştır.
Yalnız benim Kur’andan anladığım doğrudur. Mesela Amentü’de 14 asırdır öğretilen
hayır şer Allah’tandır ifadesi yanlıştır. Yalnız hayır Allah’tandır, şer
Allah’tan değildir. Delilim Nisa suresi 79. âyetidir” diyen zatın görüşlerinde
doğruluk payı var mıdır?
CEVAP
Hiç doğruluk payı olur mu? Hâşâ onun dediği doğru olursa, bütün İslam
âlimleri ve 14 asırdır yaşanan Müslümanlık yanlış olmuş olur. Hayır Allah’tan
olup da şer Allah’tan olmazsa, şerli kimseler, Allahü teâlâya (Niye bana hayır
vermedin de falancalara çok hayır verdin, bu haksızlık nedir?) demezler mi?
İnsan hayrı da şerri de cüzi iradesiyle kendisi işler. Ama ikisinin de
yaratıcısı Allahü teâlâdır. İşte âyet-i kerime meali:
(Zerre kadar iyilik yapan, onun mükafatını görecek, zerre kadar kötülük yapan
da onun cezasını görecektir.) [Zilzal 7,8]
Bu âyet, kendi irade-i cüziyyemizle hayır ve şer işlediğimizi gösteriyor. Öyle
olmasa, iyilik işleyen Cennete, kötülük işleyen Cehenneme gönderilmez. Hayrı ve
şerri işlememize izin veren yani hayrı ve şerri yaratan yine Allahü teâlâdır.
İki âyet meali şöyledir:
(Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir.) [İbrahim 4]
(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62, Mümin 62]
Kadı Beydavi hazretleri bu âyeti, (Hayrı, şerri, imanı, küfrü ve her şeyi
yaratan ancak Allahü teâlâdır. Her şey Onun tasarrufu altındadır) diye
açıklıyor.
Şimdi Nisa suresine bakalım:
(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah’tan" derler; başlarına bir
kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah [Hepsi
Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa
78]
Âyette tevile ihtiyaç kalmadan, hepsi Allah’tandır ifadesi geçiyor. İyilik de
kötülük de, hayır da şer de Allah’tandır. Allah’tan başka yaratıcı olur mu hiç?
Elbette hepsi Allah’tandır. Bundan sonraki âyette ise şöyle buyuruluyor:
(Sana ne iyilik gelirse Allah’tan, kötülük ise kendindendir.) [Nisa 79]
Hâşâ bu âyet bir önceki âyete zıt değil ki. Bir insana kötülük gelirse, bu kendi
günahı sebebiyledir. Ama onun yaratıcısı yine Allah’tır. İşte bir âyet meali:
(Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz
[günahlar] yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder
[musibete maruz bırakmaz]) [Şura 30]
Kötülük kendindendir demek, kul günahı işleyince Allahü teâlâ onu, günahı
sebebiyle belaya maruz bırakıyor demektir. Yoksa kul kötülüğü kendisi yaratıyor
demek değildir.
Resulullah efendimiz, imanla ilgili âyetleri açıklıyor, Kur’an-ı kerimden sonra
en sağlam kitap olan Buhari ve Müslim’de (İman, Allah’a, meleklere,
kitaplara, peygamberlere, kıyamet gününe ve hayrın şerrin, Allah’ın takdiri ile
olduğuna inanmaktır) buyuruyor.
Yine buyuruyor ki:
(Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmayan, mümin değildir.)
[Tirmizi]
(Şu üç şeyden korkuyorum:
1- Âlimin sürçmesi,
2- Münafıkların (Kur'an böyle diyor) diyerek tartışmaya girişmesi,
3- Kaderin inkâr edilmesi.) [Taberani]
Nefsimiz yaratıcı değildir
Sual: Ehl-i sünnet kitaplarında, hem hayır şer Allah’tan deniyor, hem de kul
işlediği günahlardan sorumlu deniyor. Bu çelişki değil mi? Günahları nefsimiz
yaratmıyor mu?
CEVAP
Dinimizde çelişki olmaz. Her şeyin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır, başka
yaratıcı yoktur. Nefsimiz bir şey yaratamaz. Nefsimizi yaratıcı bilmek
mutezilenin görüşüdür. Nefsimiz insan ve cin gibi mükellef bir mahluk bile
değildir. İnsan ölünce nefsi yok olacaktır. Mükellef bile olmayan ve yok olup
gidecek bir şeye yaratıcı demek ne kadar yanlıştır. İmanın altı esasından
birisi de, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır. Buna inanmayan
Müslüman olamaz.
Resulullahın vârisleri olan Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
Her şeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, gönderen hep
Allahü teâlâdır. Kuvvet ve kudret sahibi yalnız Odur. O hatırlatmazsa, kimse,
iyilik ve kötülük yapmayı irade, arzu edemez. Kulun iradesinden sonra, O da
istemedikçe, kuvvet ve fırsat vermedikçe, hiçbir kimse, hiçbir kimseye, zerre
kadar, iyilik ve kötülük yapamaz. Kulun istediği her şeyi, O da irade ederse,
dilerse yaratır. Yalnız Onun dilediği olur. İyilik ve kötülük yapmayı, çeşitli
sebeplerle hatırlatmaktadır. Merhamet ettiği kulları kötülük yapmak irade
edince, O irade etmez ve yaratmaz. İyilik yapmak irade ettikleri zaman, O da
irade eder ve yaratır. Böyle kullardan hep iyilik meydana gelir. Gazap ettiği
düşmanlarının kötü iradelerinin yaratılmasını, O da irade eder ve yaratır. Bu
kötü kullar, iyilik yapmak irade etmedikleri için, bunlardan hep kötülük hasıl
olur.
Demek ki, insanlar, bir alet, bir vasıtadır. Kâtibin elindeki kalem gibidir. Şu
kadar var ki, kendilerine ihsan edilmiş olan İrade-i cüziyye’lerini
kullanarak, iyilik yaratılmasını isteyen, sevap, kötülük yaratılmasını isteyen,
günah kazanır. Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların iradeleri ile
yaratmasını ezelde dilemiştir. İşlerin insan iradesi ile yaratılması, ezeldeki
ilahi irade ile yaratılması demektir.
Copyright © HuzuraDogru
Yayinlanma:: 2007-01-28 (733 Okunma) [ Geri Dön ] |