Yabancıya gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca
birbirine göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar.
Mesela yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde, evimizde
de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı şeyleri mi anlatıyorsun)
diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz anlaşılmış olur.
Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha mühimdir. Huzur, milyarları
kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir edici, nazik ve güler yüzlü olanın
evinde geçimsizlik olmaz.
Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa,
tebessüm ihmal edilmemelidir! Çünkü "Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır",
yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.
Evet, tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi gülümsemekten
geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan
onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.
Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı
mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz.
Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır. Gülümsemesini
bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.
Copyright © HuzuraDogru Yayinlanma:: 2006-06-11 (924 Okunma) [ Geri Dön ] |