Allah’ın hepsinden razı olduğu insanlar
|
Yukarıda, üç halifeye kâfir diyen Rafizilere, Hurufilere, İbni Sebecilere,
sahabenin tamamının cennetlik olduğunu bildiren âyetlerin birkaçını bildirmiş,
Ve küllen vaadallahü Hüsna=Allah hepsine de, Hüsna’yı [cenneti] va’detmiş
olduğunu piyasadaki birçok Türkçe mealden de örnekler vererek yazmıştık.
Rafiziler, Hurufiler, İbni Sebeciler âyet ve hadisi kabul etmez. Hz. Ali’den
önce halife oldular diye ilk üç halifeye, Hz. Ali ile savaşan Hz. Âişe ve diğer
sahabeye hâşâ kâfir diyorlar. Halbuki Kur’an-ı kerimde Eshab-ı kiramın tamamının
cennetlik olduğu yukarıdaki yazımızda bir kere daha ispat edilmişti. Savaşmanın,
adam öldürmenin küfür olmadığı Kur’anı kerimde açıkça yazılıdır. Ayrıca, şirkten
başka, bütün günahları Allah’ın affedeceği de, Hz. Vahşi gibi sonradan Müslüman
olan kimselerin günahlarının sevaba çevrileceği de bildiriliyor. Onun için
Eshab-ı kiramdan herhangi birisini kötülemek âyetleri inkâr etmek olur.
Peygamber efendimiz de, (Eshabımın kusurları, yanlış hareketleri olacaktır.
Ancak Allahü teâlâ, benim hatırım için onların kusurlarını affedecektir) ve (Eshabımın
kusurlarını söylemeyin! Kalbleriniz onlara karşı değişir) buyuruyor. Adam
öldürmek, zina, içki, hırsızlık çok büyük günah iseler de kâfirlik değildir.
Çünkü Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Allah, dilediğinin; şirkten [küfürden] gayri günahlarını affeder) [Nisa 48,
116]
(Müminlerden iki taife birbiriyle çarpışırlarsa, aralarını bulun, müminler,
elbette kardeştir, kardeşlerinizin arasını bulun.) [Hucurat 9-10]
Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olan Hz. Vahşi ve diğerleri, tertemiz birer
müslüman, cennetlik bir sahabi olup, eski günahları da sevaba çevrilmişti. Çünkü
Kur’an-ı kerimde açıkça buyuruluyor ki:
(Tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin günahlarını sevaplara çeviririm.)
[Furkan 70)
Bu husus kâfir iken Müslüman olan herkes için geçerlidir. Hangi günah olursa
olsun, şirk yani kâfirlik dahil, tövbe edilince Allah onu affeder. Bu husus,
kıyamete kadar böyledir.
Resulullah efendimiz, hısımlarına dil uzatanlar için buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ benim için en iyi insanları sahabi, bazılarını da eshar [hanım
tarafından hısım] olarak ayırdı. Onlara dil uzatanlara lanet olsun!) [Hakim]
(Rabbim söz verdi ki, kızını aldığım ve kızımı verdiğim aileler, Cennette
benimledir.) [Deylemi]
Allahü teâlânın zatı gibi sıfatları da sonsuzdur. Razı olması da sonsuzdur.
Allah, Eshabdan birkaç sene razı oldu sonra vazgeçti denilemez. Allahü teâlâ,
hicret eden ve muhacirlere kucak açan Ensar ile ağaç altında sözleşme yapılan
Eshabdan da, razı olmuştur. İşte iki âyet meali:
(Ağaç altında, sana söz veren müminlerden, Allah razıdır.) [Fetih 18]
(Muhacir ve Ensar ile onların yolunda gidenlerden Allah razıdır.) [Tevbe 100]
(Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiçbiri Cehenneme girmez) [Müslim, Ebu
Davud, Tirmizi] [Bu sözleşmeye, (Biat-ür-rıdvan) denir. 1400 kişi idiler. Bu
1400 kişi arasında Hz. Ali ile savaşan Eshab da var idi.]
Allahü teâlâ, sadece cihad eden eshabın değil, evlerinde oturanların da
cennetlik olduğunu bildirmiştir. İşte âyet meali:
(Müminlerden, oturanlarla mal ve canları ile cihad edenler bir olmaz. Ama Allah
hepsine de Hüsna’yı [Cennet] va’detti.) [Nisa 95]
Onlar birbirlerinin dostu, birbirlerine karşı merhametli idi
En kıymetli peygamber, bizim Peygamberimizdir, en iyi eshab onun eshabı, en iyi
ümmet de onun ümmeti yani bütün Müslümanlar. Eshab birbirinin dostu idi ve
birbirini çok severdi.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizler, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz;
iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.) [Âl-i İmran 110]
(İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mal ve canları ile cihad edenler ve
hicret eden eshabı barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin
dostlarıdır.) [Enfal 72]
(Muhammed aleyhisselam, Allah’ın Resulüdür, Onunla birlikte bulunanlar da,
kâfirlere karşı şiddetli, çetin, fakat, birbirlerine karşı merhametlidir.
Bunları çok zaman rüku ve secdede görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler.
Çok secde ettikleri yüzlerinden belli olur. Bu Onların Tevrat’taki vasıflarıdır.
İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar, ekine benzer. İnce bir filiz yerden
çıkıp kalınlaşıp yükseldiği gibi, az ve kuvvetsiz oldukları halde, kısa zamanda
etrafa yayılmaları, kâfirleri kızıp, öfkelendirdi.) [Feth 29] (Eshaba kızanın
kâfir olduğu bu âyette de bildiriliyor.)
(İnanıp iyi işler yapanlar, cennet ehlidir. Orada ebedi kalırlar. Onların
altlarından ırmaklar akarken, kalblerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız.
Onlar derler ki: “Hidayetiyle bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamd olsun!
Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık.
Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler.” Onlara: İşte size cennet; yapmış
olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye seslenilir.) [Araf
42-43]
(Takva sahipleri, cennetlerde ve pınar başlarında olacak, onlara “Emniyet ve
selametle girin” denilecektir. Biz, onların kalblerindeki kini söküp attık;
onlar köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklardır.) [Hicr
45-47]
Ehl-i sünnet âlimleri, bu âyetleri de, delil getirerek, seçilmiş bir ümmet olan
Eshab-ı kiramın birbirlerini çok sevdiklerini, birbirine karşı çok merhametli
olduklarını, kalblerinde birbirlerine karşı en ufak kin bulunmadığını
bildirmişlerdir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Eshabımın hiçbirine dil uzatmayın. ) [Ebu Davud]
(Eshabımı seven, beni sevdiği için sever, sevmeyen de, beni sevmediği için
sevmez.) [Buhari]
(Eshab ve akrabamı sevip peygamberlik hakkımı koruyanları, Allahü teâlâ, dünya
ve ahirette zararlardan korur. Onları incitenlere de azap eder.) [Taberani]
(Eshabımın ismini işitince susun, şanlarına yakışmayan söz söylemeyin!) [Taberani]
(Eshabım arasında çıkacak fitnelere karışanları, Allahü teâlâ benimle olan
sohbetleri hürmetine affeder, sonra gelenler, bu fitnelere karışan Eshabıma dil
uzatarak cehenneme gider.) [Müslim]
Copyright © HuzuraDogru Yayinlanma:: 2004-03-22 (512 Okunma) [ Geri Dön ] |