Sayfa: 1/7
Ebu Bekr-i Sıddık hazretleri Peygamberlerden sonra, Eshab-ı kiramın ve
insanların en üstünüdür. Asıl adı Abdullah bin Ebu Kuhafe bin Amir bin Amr bin
Kab bin Sad bin Teym bin Murre'dir. Babasının adı Osman olup, Kuhafe lakabıyla
meşhurdur. Annesinin adı ise Selma binti Şahr'dır. Ümmül Hayr lakabıyla
tanınmaktadır. Hz. Ebu Bekir, Peygamber Efendimizden 2 yıl 3 ay küçüktür, Fil
vak'asından sonra miladi 573 yılında dünyaya gelmiştir. Müslüman olmadan önce
adı, Abdulkâbe idi.
Peygamberimize (aleyhisselam) iman ettikten sonra Onun ismini "Abdullah" olarak
değiştirdi. 38 yaşında müslüman olmakla şereflenen Hz. Ebu Bekir; Peygamber
efendimizin vefat ettiği gün halife seçildi. Hilafeti 2 sene 3 ay 10 gün sürdü.
63 yaşında iken hicretin 13 (m. 634) yılında Cemaziyel-ahir ayının yedisinde
Pazartesi günü hastalandı, 15 gün hasta olarak yattıktan sonra vefat etti.
Cenaze namazını Hz. Ömer kıldırdı. Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu
Hücre-i Seadete defnedildi.
Hz. Ebu Bekir, Aşere-i Mübeşşerenin yani Cennetle müjdelenen on sahabenin
birincisidir. Peygamber efendimizin kayınpederi, Hz. Âişe'nin babasıdır. Hz.Ebu
Bekirin Resulullah efendimize fevkâlâde sadâkât ve sevgisi vardı. Vefatına,
Peygamberimizden ayrıldığından duyduğu aşırı üzüntüsü, gammı ve hasreti sebep
olmuştur. Çünkü Ona karşı olan, sevgisi ve bağlılığı kelimelerle tarif
edilemiyecek kadar çoktur.
Peygamber efendimiz de, Hz. Ebu Bekiri çok severdi. Onun için bizzat kendisine
"Sen Allahü teâlânın Cehennemden atiki (yani azat ettiği kimse)sin" ve "Cehennemden
atik olan (azat edilmiş kimse/ görüp sevinmek isteyen kimse, Ebu Bekre baksın"
buyurması bunun bir alametidir.
Bir rivayette de, Hz. Ebu Bekir'in annesi Ümmül Hayr-i Selma'nın bir iki evladı
olmuş ise de hiçbirisi yaşamamış olduğundan, Hz. Ebu Bekir doğduğu zaman, annesi
kucağına alıp, Kâ'beye götürmüş ve yaşaması için "Allah’ım bu çocuğu ölümden
azat edip bana bağışla" diye dua eyleyince; Kâ'benin her yanında "Ya Emetellah,
sana müjdeler olsun ki, çocuğun yaşayacak, seni pek sevindirecek Tevrat'da adı
Sıddık olarak bildirildi" nidası geldi. Oradakilerin hepsi bunu duydular.
Hz. Ebu Bekir, ilk imana gelen, müslümanlıkla şereflenen hür erkektir.
Kadınlardan ilk imana gelen Hz. Hatice, kölelerden Zeyd bin Harise ve
çocuklardan Hz. Ali'dir. Müslüman olmadan evvel, gençliğinde de Resulullahın
arkadaşı idi. Büyük bir tüccardı. Bütün malını, evini barkını Resulullahın
uğrunda harcadı.
Hz. Ebu Bekir, İslamiyeti kabul etmesine kadar geçen 38 senelik hayatında asla
içki kullanmamış, putlara tapmamış, her türlü sapıklıktan, hurafelerden kaçınmış,
iffetiyle ve güzel ahlakı ile tanınmış bir kişiydi. Kavmi arasında sevilen ve
saygı gösterilen birisi olup, fakirlere yardım eder, muhtaç olanları gözetirdi.
Dürüst bir tüccardı. Herkesin ona sonsuz bir itimadı vardı.
Hz. Ebu Bekire Resulü Ekrem (aleyhisselam), Peygamberliğini bildirip müslüman
olmasını teklif ettiği zaman, hiç tereddüt etmeden İslamiyeti kabul etmişti.
Babası, annesi, çocukları ve torunları da müslümanlığı kabul etti.
Peygamberimizi görüp Eshab-ı kiramdan olmakla şereflendiler. Eshab-ı kiramdan
hiçbiri, böyle bir şerefe nail olmamıştır.
Onun müslüman oluşu hakkında bildirilen haberler çeşitlidir. Şöyle ki; Hz. Ebu
Bekir, İslamiyeti kabul etmeden yirmi sene önce, bir rüya görmüştü: "Gökten
dolunay inip, Kâbe-i muazzamaya gelmiş ve sonra parça parça olmuş, parçalardan
her biri, Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş, sonra bu parçalar bir araya
gelerek gök yüzüne yükselmişti. Hz. Ebu Bekir'in evine düşen parça ise, gök
yüzüne yükselmemişti. Hadiseyi gören Hz. Ebu Bekir hemen evin kapısını kapamış
sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu."
Hz. Ebu Bekir heyecanla rüyadan uyanmış, sabah olunca, hemen, yahudi
âlimlerinden birisine koşup, rüyasını anlatmıştı. O âlim cevabında: "Bu karışık
rüyalardan biridir, onun için tabir edilmez" demişti. Fakat bu rüya, Hz. Ebu
Bekir'in zihnini kurcalamaya devam etmiş, yahudinin cevabı, Onu tatmin
etmemişti. Bundan dolayı bir zaman sonra ticaretlerinden birinde, yolu rahip
Bahira'nın diyarına uğramıştı. Gördüğü rüyasının tabirini Bahira'dan isteyince,
Bahira, Sen neredensin? dedi. Hz. Ebu Bekir, Kureyştenim diye cevap verince,
Bahira, Mekke'de bir peygamber ortaya çıkıp hidayet nuru Mekke'nin her yerine
ulaşacak, sen hayatında Onun veziri, vefatından sonra da, halifesi olacaksın
dedi.
Hz. Ebu Bekir bu cevaba çok hayret etmişti. Hz. Ebu Bekir bu rüyasını ve
tabirlerini, Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye
söylememişti.
Sonraki Sayfa (2/7) 
|