HuzuraDogru
Dini Bilgiler
 İman-İtikat
 Namaz
 Namaz Sûreleri
 Gusül
 Abdest
 Oruç
 Zekat
 Hac
 Kurban
 Ahlâk
 Evlilik ve Aile
 Kur'ân-ı Kerim
 Peygamberimiz
 Peygamberler
 Eshab-ı Kiram
 Alimlerin Hayatı
 Mübarek Günler
 Dualar
 
Sözlük & Ansiklopedi
· Dini Terimler
· Sağlık Ansiklopedisi
· Evliyalar Ansiklopedisi
· İsimler Sözlüğü
· Sağlık Sözlüğü
 
Hayatın içinde
 Hikaye
 Masal
 Tarih
 Şiir
 Fıkralar
 
Günün Sözü
 
Namaz Vaktileri
 
Arama


 
Ali Ramiteni





İslam alimlerinin ve evliyanın büyüklerinden. Silsile-i aliyye diye bilinen büyük alimlerin ve velilerin on ikincisidir. “Azizan” ve “Pir-i Nessac” isimleri ile meşhurdur.

Buhara’ya on beş kilometre olan Ramiten adında büyük bir kasabada doğdu. 1328 (H. 728)de Harezm’de vefat etti. 1315 (H. 715) ve 1321 (H. 721) tarihlerinde vefat ettiği de bildirilmiştir.

Ramiten’de ilim tahsiline başladı. Çok kısa zamanda ilim yolunda mertebeler katetti. O devrin en büyük alimi olan Hace Mahmud İncirfagnevi'nin derslerine büyük bir aşkla devam etti.

Hocasının iltifatlarına kavuştu. Manevi ve maddi ilimlerde kemale erdi. Böylece zamanının en büyük alimlerinden, yol göstericilerinden oldu. Harezm’e gidip yerleşti.

İnsanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlattı. Pekçok talebe yetiştirdi. Harezm sultanı da onun sohbetinde bulunarak talebeleri arasına girdi. Kerametleri pekçoktur.

Bunların bir kısmı kitaplara geçmiştir.

İki oğlu olup, ikisi de din ve fen ilimlerinde söz sahibi idiler. Hace Azizan, vefatından sonra talebelerle meşgul olmayı küçük oğlu İbrahim’e bıraktı.

Büyük oğlu da büyük alim idi. İnsanlara doğru yolu gösterme vazifesi niye büyük oğluna verilmedi diye bunları tanıyanlarda bir düşünce hasıl oldu.

Büyük alim Hace Ali Ramiteni bu düşünceleri anlayıp buyurdu ki: “Büyük oğlum bizden sonra fazla yaşamaz. Kısa zamanda bize kavuşur”.

Gerçekten kendisinin vefatından on dokuz gün sonra büyük oğlu da babalarına kavuştu.

Buyurdu ki: “Allahü tealaya hiç isyan etmediğiniz bir dille dua ediniz ki, duanız kabul olsun.”

“İki halde kendinizi sakının: Söz söylerken ve yemek yerken.”

“Halkı Hakka davet eden kimse, canavar terbiyecisi gibi olmalıdır. Canavar terbiyecisi, nasıl uğraştığı hayvanın huyunu ve istidadını (kabiliyetini) bilip de ona göre davranırsa, o da öyle.”

“Talebenin, maksadına kavuşması için çok çalışması, nefsini terbiye etmek için çok uğraşması lazımdır.

Fakat bir yol vardır ki, nefsi itminana (Rabbinden razı olmaya) kavuşturup, ruhu kısa zamanda yüksek derecelere kavuşturur.

O da; Allahü tealanın sevgili kullarından birinin gönlünü kazanmaktır. Zira onların kalbi, Allahü tealanın nazar ettiği yerdir.”

Farisi şiirlerinden bir kıt’a;

Birisiyle oturup kalbin toparlanmazsa,
Kalbindeki dünya derdini senden almazsa,
Onun ile sohbetten etmez isen teberri,
Sana yardıma gelmez azizandan hiç biri.









Copyright © HuzuraDogru

Yayinlanma:: 2004-04-18 (577 Okunma)

[ Geri Dön ]
Haberler
 Sağlık
 Eğitim
 Bilim-Teknik
 İnternet
 Çevre
 Kültür
 Haber Arşivi
 Hava Durumu
 
Yazarlar
Mehmet Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr

Şart an­la­mın­da­ki va­cib­ler
Mehmet Oruç
mehmet.oruc@tg.com.tr

Her dert ö­lüm­den bir par­ça­dır!
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr

Hu­zur­suz­lu­ğun kay­na­ğı
Abdüllatif Uyan
abdullatif.uyan@tg.com.tr

Sev­gi böy­le o­lur
Prof.Dr. R. Ayvallı


­Haz­ret­-i Mevlânâ -1-
İsmail Yağcı
ismail.yagci@tg.com.tr

Ürdün’deki mahzun Türk şehitliği
M.Said Arvas
msarvas@ihlas.net.tr

Me­lek­ler­le be­ra­ber­dik...
Dr. Şükrü Cido
info.turkiye@tg.com.tr

DEHB’li ço­cuk­la­rın o­kul du­rum­la­rı
Vehbi Tülek
vehbi.tulek@tg.com.tr

Be­de­ni in­san, ba­şı ­mer­keb o­lan â­lim!
Ünal Bolat
unal.bolat@tg.com.tr

Ta­mer Baş­ça­vu­şun p­las­tik ib­ri­ği...
 
İsimler