Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan
Hanbeli mezhebinin kurucusu. Künyesi, Ebu Abdullah’tır. Babası Mervli olup, ismi
Muhammed bin Hanbel’dir. Ahmed bin Hanbel, 780 (H. 164)de Bağdat’ta doğdu, 855
(H. 241)te aynı yerde vefat etti ve Bab-ı Harb Kabristanına defnedildi.
Ailesi Merv’den gelerek Bağdat’a yerleşen Ahmed bin Hanbel,
küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başladı. Bu sırada önemli bir ilim merkezi
olan Bağdat’ta birçok alimden lügat, hadis, fıkıh, tefsir ve kıraat ilimlerini
tahsil etti. Eshab-ı kiram ve Tabiinden gelen rivayetleri öğrendi. 15-16
yaşlarındayken akranları arasında ciddiyeti, çalışkanlığı, haramlardan kaçması,
sabrı ve güzel ahlakı ile üstün oldu. İmam-ı A'zam’ın talebesi Ebu Yusuf’tan
fıkıh ve hadis ilimlerini öğrendi. Üç sene müddetle zamanın büyük alimlerinden
Huşeym’in derslerine devam etti. Basra, Kufe, Mekke-i mükerreme, Medine-i
münevvere, Şam ve el-Cezire’ye giderek çeşitli alimlerden hadis ilmini öğrendi.
Hadis ravilerini bizzat görerek kendilerinden hadis-i şerif dinledi. Mekke-i
mükerreme ve Bağdat’ta İmam-ı Şafii’den ilim öğrendi. Hac yapmak için beş defa
Mekke-i mükerremeye gitti. Abdürrezzak bin Hemmam’dan hadis-i şerif öğrenmek
için Yemen’in San’a şehrine gitti; iki sene müddetle orada kalıp Abdürrezzak bin
Hemmam’dan hadis-i şerif dinledi. Yezid bin Harun, Cerir ibni Abdülhamid, Velid
bin Müslim, Veki’, İbrahim bin Sa’d, Yahya bin Said Kattan, Süfyan bin Uyeyne
gibi alimlerden de çeşitli ilimleri tahsil etti. Kırk yaşına geldiği zaman, ders
okutmaya ve fetva vermeye başladı. Hadis ilminde ve fetvada baş vurulan kaynak
oldu. Pekçok talebe yetiştirdi. Ondan ders alıp yetişen
alimlerin sayısı 900 civarındadır. Hadis ilminde zamanının en büyük alimi olan
Ahmed bin Hanbel, üç yüz bindan fazla hadis-i şerifi, rivayet edenlerle birlikte
bilirdi.
En meşhur talebelerinden olan oğlu Salih
bin Ahmed, babasının ictihadlarını, yazdığı mektuplarla yaydı. Diğer oğlu
Abdullah bin Ahmed, babasının ictihadlarını nakletti. Böylece, Ehl-i sünnetin
amelde dört hak mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebi kurulmuş oldu.
Ahmed bin Hanbel’in ilmi ve ahlaki
üstünlüğünü pekçok alim meth eylemiştir. Hocası İmam-ı Şafii; “Bağdat’tan
ayrıldığım zaman, orada Ahmed bin Hanbel’den daha alim ve fakih, haramlardan ve
şüphelilerden onun kadar kaçan bir kimse bırakmadım.” buyurmuştur. Ebu Davud
Sicistani; “İki yüz meşhur alimle karşılaştım, Ahmed bin Hanbel gibisini
görmedim. O, hiç bir zaman insanların daldığı dünya işlerine dalmazdı. Ancak
ilimden bahis açılınca konuşurdu.” demiştir. Ebu Zür’a da; “İlmin her dalında
Ahmed bin Hanbel’in bir benzerini görmedim. Onun ilimde ulaştığı dereceye kimse
ulaşamamıştır.” Menha bin Yahya ise; “Ahmed bin Hanbel, her hayrı
kendisinde toplamıştı. Çok alim gördüm, fakat, ilimde şüphelilerden sakınmada ve
zühdde yani harama düşmek korkusuyla mübahların çoğunu terk etmekte onun gibi
üstün birine rastlamadım.” demek suretiyle methetmiştir.
Yaşadığı devir, yazılan hadis-i şeriflerin toplandığı bir
devir olduğu için, pekçok muhaddis (hadis alimi) ondan rivayette bulundu.
Zamanındaki hadis alimlerinin en yükseklerinden olan Ahmed bin Hanbel, otuz bin
hadis-i şerifi içine alan Müsned adlı eserini 700 bin hadis-i şerif içinden
seçerek yazdı. Büyük bir müfessir (tefsir alimi) olan Ahmed bin Hanbel’in
hazırladığı tefsiri yüz yirmi bin hadis-i şeriften meydana gelmiştir.
Üstad-ül-Müfessirin (müfessirlerin hocası) unvanıyla anılan Ahmed bin Hanbel’in
eserleri müfessirler için feyiz kaynağı olmuştur.
Bağdat’ta mu’tezile bozuk fırkasına mensub olanların;
“Kur’an-ı kerim mahluktur.” sözüne karşı çıktığı için işkencelere maruz
bırakıldı. Ehl-i sünnet itikadını bildirmekten bir an bile geri durmayan Ahmed
bin Hanbel, Abbasi halifelerinden Mütevekkil zamanında işkencelerden kurtuldu.
Yaptığı hizmetlerle zamanındaki ve sonraki asırlardaki insanlara rehber oldu.
Ahmed bin Hanbel’in vefatı yaklaşınca eliyle işaret etti ve
diliyle de; “Hayır olmaz.” dedi. Oğlu; “Babacığım bu ne haldir?” diye sorunca:
“Şimdi tehlikeli zamandır, cevab zamanıdır. Dua ile imdad eyle; yatağın sağında,
solunda oturanlar da dua etsinler. İblis yani Şeytan, yanıma gelip; "Ey Ahmed!
Benim elimde can ver.” diyor. Ben de;
“Hayır olmaz! Hayır olmaz!” diyorum. Bir nefes kalıncaya kadar tehlike
mevcuttur. Şeytanın aldatmasından emin olmak yoktur.” buyurdu. Vefat haberi
bütün Bağdat halkını ağlattı. Cenaze namazında yüz bine yakın kişi bulundu.
Cenaze namazı kılınınca, kuşlar tabutun üstünde uçuşup kendilerini tabuta
vurdular. O gün bu hadiseyi gören putperest, Yahudi ve Hıristiyanların pekçoğu
Müslüman oldu.
Mezhebi: Ehl-i sünnet itikadı üzere amelde
dört hak mezhepten biri olan Hanbeli mezhebinin imamı Ahmed bin Hanbel,
talebelerinin ve kendisine sual soranların müşkillerini hallederken, ortaya
koyduğu ve takip ettiği usuller Hanbeli mezhebinin temel kaideleri olmuştur.
Ahmed bin Hanbel, bir meselenin hükmünü önce Kitab (Kur’an-ı kerim) ve sünnette
araştırır, Kitab ve Sünnet’te bulamadığı bir meseleyi Eshab-ı kiramın ve
Tabiinin icmaında yani bir mesele hakkındaki sözbirliğinde araştırırdı. O işle
ilgili icma da yoksa Sahabe kavline (sözüne ictihadına) bakardı. Sahabe kavli
varsa kendi ictihadına göre hüküm vermezdi. Sahabenin sözüne göre hüküm verirdi.
Tabiinin yani sahabileri görenlerin büyüklerinden olan müctehidlerin ictihadını
kendi fetvasına tercih ederdi. Bir mesele hakkında Sahabe ve Tabiine ait bir
ictihad bulamazsa, zayıf ve mürsel hadislerle hüküm verirdi. Hadis-i şeriflerin
birbirini kuvvetlendirmesine bakarak kendine has bir usulle ictihadda bulunurdu.
Hanbeli mezhebinde birçok alim yetişmiştir.
Bu mezheb, Şam ve Bağdat taraflarında yayılmıştı. Şimdi azalmıştır.
Ahmed bin Hanbel hazretleri buyurdu ki:
“İlim, insanlara, ekmek ve su kadar
lazımdır. İlim, rivayet ve kuru bilgi çokluğu değildir. İlim; faydalı olan ve
kendisiyle amel edilen şeydir.”
“Kulun kalbini ıslah etmesi yani
kötülüklerden temizlemesi için iyilerle beraber olması kadar faydalı bir şey
yoktur. Yine kulun fasıklarla yani açıkça günah işleyenlerle beraber olup,
onların işlerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararlı bir şey yoktur.”
“Sizde olmayan meziyetlerle sizi medh eden
kimsenin, sizde olmayan kötülüklerle de bir gün kötüleyeceğini unutmayınız.”
“Tevekkül; her şeyi Allah’tan bilmek ve
rızkı O’nun verdiğine inanmaktır.”
Zühd nedir dediklerinde; “Zühd üç türlüdür. Cahilin zühdü,
haramları terk etmektir. Alimlerin zühdü, helal olanların fazlasından
sakınmaktır. Ariflerin zühdü, Allahü tealayı unutturan şeyleri terk etmektir.”
buyurdu.
Ahmed bin Hanbel’in rivayet ettiği hadis-i şeriflerden
bazıları:
Kalbinde hardal tanesi kadar kibir (yani küfür) bulunanı
Allahü teala yüz üstü Cehennem’e atar.
Faziletlerin en üstünü sana gelmeyene gitmen, vermeyene
vermen ve kötülük edene iyilik etmendir.
İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için
buğz etmektir.
Eserleri:
1) Müsned: Otuz bin hadis-i şerifi içine almıştır. 2) Kitab-üs-Sünne, 3)
Kitab-üz-Zühd, 4) Kitab-üs-Salat, 5) Kitab-ül-Vera vel-İman, 6)
Fedail-üs-Sahabe, 7) Et-Tefsir, 8) En-Nasih vel-Mensuh, 9) Et-Tarih, 10)
Vücubat-ül-Kur’an, 11) Kitab-ür-Reddi ale’l-Cehmiyye vez-Zenadıka, 12) El-Cerhu
vet-Ta’dil, 13) Kitab-ül-İlel ve Ma’rifet-ür-Rical.
Copyright © HuzuraDogru Yayinlanma:: 2004-04-15 (928 Okunma) [ Geri Dön ] |