Sual: Siz Ramazanın başlamasında hesaba göre hareket ediyormuşsunuz, doğru mu?
CEVAP
Gazetemizin Takvim Servisi, her sene Türkiyenin çeşitli yerlerinde hilali gözetliyor. Bunu da ilan ediyoruz. Hiçbir zaman hesapla bildirilen günden önce hilal görülmedi. 31 Ocakta şunları yazmıştık:
Hilalin görüleceği günü değil, doğacağı günü doğru olarak tesbit etmek mümkündür. Nitekim tesbit edilmiştir de. Fakat dinimiz, oruca başlamayı, bayram etmeyi hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Hilal, ya hesapların gösterdiği günde veya bir gün sonra görülür, hesapta bildirilen günden önce doğmaz.
Bazıları, hesaba, takvime göre hareket ettiğimizi zannediyorlar. Hâlbuki hiçbir yazımızda, (Hesaba, takvime göre oruca veya bayrama başlanır) demedik. Aksine hilalin gözetlenmesinin şart olduğunu yazdık. Her sene de yazıyoruz.
Allahü teâlânın koyduğu nizamda eksiklikler, yanlışlıklar olmaz. Güneşin ve Ayın hangi saatte doğup, batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Hesapla bildirilen vakitten önce doğup batmaz. Yeni ayın hilali hesapla bulunan zamanda doğar, fakat havanın bulutlu olması gibi sebeplerle bazan doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan ayını tesbit için hilali, yani gökte yeni ayı aramak ve Ayı görmek, eğer görülemezse, Şaban ayını otuz güne tamamlamak gerekir.
Mustafa Sabri Efendi buyuruyor ki:
(Şaban ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekten de 29 olarak çekse, Ramazanın girişini tesbit için hilal gözetlense, hilal doğduğu hâlde, hava bulutlu olduğu için görülemese, Şaban otuz gün olarak kabul edilir. Yine bunun gibi, Ramazan ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekte de 29 çekse, hava bulutlu olduğu için Ramazanın 29unda hilal görülmese, Ramazanı otuza tamamlamak dinimizin emridir. Hadis-i şerifte, (Hilali görünce, oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın) buyuruldu.) [Meseleler]
Diyanet yetkililerinin yazılarının özeti şöyle idi: (Dinimiz, rüyeti yani hilalin görülmesi ile oruca başlanacağını emreder. Diyanet olarak, Ramazan hilalini gözetledik. Bugüne kadar, rasathanenin yaptığı hesaplara aykırı hiçbir sonuç tesbit edemedik. S. Arabistanla aramızdaki ayrılığın sebebi, onların hilali gözetlemeleri ve bizim de hesaplara göre hareket etmemiz değildir. Bu ülke, hilali gözetlemekle oruca başlamıyor, Amerikan almanaklarına göre hareket ediyor. Bir heyetle S. Arabistana gittik. (Gelin hilali birlikte gözetleyelim) dedik. Rabıta sekreteri Saffet bey, (Biz Amerikan denizcilerinin hesaplarına göre hareket ediyoruz) dedi. 6 kişilik bir heyetle Cebel-i Sefaya çıktık. Dürbün kullanmamıza rağmen hilali göremedik. Zaten hesaplara aykırı olarak görmek mümkün değildi. Akşam olunca, hilalin görüldüğünü, bayram edilmesi gerektiğini ilan edip milyonlarca müslümanın oruçlarını bozdurdular. Onların bu hareketleri, yalan veya yanlış bir beyana dayandığı muhakkaktır.)
Bu yazıda da, hesap değil, hilalin görülmesi esas alınmıştır. Biz de her sene (Hilal görülmeden oruca başlamayın, hilal görülmeden bayram etmeyin) diyoruz. (Hesaba göre hareket edin) demiyoruz.
Buna rağmen, (Türkiye Gazetesi hesaba göre hareket ediyor) diye iftira ettiler. Bu sene de, heyetler halinde hilali gözetledik, görüldüğü gün kamera ile canlı olarak yayınladık. Fakat fitnecilerin, necdilerin oyunu ortaya çıkınca çamur atmaya başladılar.
Fitnecilere hodri meydan diyorum: Buyurun birlikte hilali gözetleyelim. Kurban bayramı yaklaşıyor. Belki yine günü gelmeden hac yaptıracaklardır. Her gazeteden isteyen katılsın! Gözetleme yerleri önceden ilan edilsin! İsteyen vatandaşlar da katılsın. Türkiye ve dünyanın hangi yerlerinden gözetleneceği duyurulur. Böylece müslümanlar gününde bayram etmiş, fitnecilerin de yalanı meydana çıkmış olur. Necdiler darılacak diye teklifimize katılmayıp dışarıdan gazel okumaya devam edenlerin, Ramazan günü oruç bozduranların ve gününden önce hac yaptıranlara alet olanların samimiyetsiz ve mezhebsiz oldukları meydana çıkmış olur. Fitneci değilseniz, buyurun birlikte gözetleyelim!
Bid'at sahibi, yani itikadda Ehl-i sünnetten ayrılmış olan 72 fırkanın hepsi, her ibâdeti yaptıkları hâlde, adil değildirler. Çünkü, ya mülhid olarak, imanları gitmiş veya Ehl-i sünneti seb ediyorlar ki, bu da büyük günahtır. (Hadika)
Müslümanı seb ve kötülemek günahtır, adaleti yok eder, şahidliği kabul olmaz. (Dürr-ül-muhtar)
Türkiyedeki mezhepsizler Necdilerin mülhid oldukları, Nimet-i İslâm kitabının nikah bahsinde yazılıdır. Bunun için, Ramazan, bayram ve hac zamanının gelmesini anlamakta ve bütün din işlerinde, mülhidlerin, mezhebsizlerin sözlerine uymak caiz değildir.